1 Eylül 2013 Pazar

Genel Kültür

Üniversiteyi bitireli 5 ay olmuştu.  İş başvurlarında bulunmuştum ama sonuç alamamıştım. Eve dönmeye karar verdim. İlk başta yıllardır ayrı olduğum ailemle birlikte tekrar yaşama fırsatı bulacağım için çok sevinmiştim.  Hepsi zaten birkaç ay sonra da olsa iş bulacağımı varsaydıkları için buna üzülmeyip eve geldiğime sevinmişlerdi. Haklı gerekçeleri de vardı.  Üniversite tercihlerimi yaparken geleceğin mesleklerinden olarak bilinen “biyomedikal mühendisliği” ni yazmıştım, yetmemişti genetik mühendisliğinden çift anadal yapmıştım. Herkes benim iş bulmada duble şansımın olduğunu düşünüyordu; oysa ben duble işsizdim.  O zamanlar buna bir tek ben üzülüyordum, diğer herkes 3 bin TL maaşlı işleri beğenmediğim için eve geldiğimi düşünüyordu.
İlk bir hafta misafir gibiydim, annem masayı toplarken yardım etmemi bile istemiyor “Sen otur kızım ben yaparım.” diyordu. “Olur mu anne, ben de götüreyim bir şey…”
Bir ayın sonunda ailem, üniversite zamanlarımdaki ayrılığı yok saymışlar; sanki yıllardır onlarla orada yaşıyormuşum gibi bana alışmışlardı. Artık ev işleri yapıyor, kardeşimi hastaneye götürüyor, konu komşunun ilaç reçetelerine bakıyordum.  Tek reddettiğim şey iğne yapmaktı. Tıpla ilgili bir şey okuduğum için annem “Gülnihal Teyzen geldi bak, iğnesi varmış. Hadi gitmesin kadıncağız ta sağlık ocağına kadar…” diyordu. Birkaç defa sertçe reddedince artık bu gibi tekliflerden vazgeçmişlerdi.
Ben ise evdeki hayatıma alışmanın yanında hala işsiz olduğum için kaygılanıyordum. Arada bir annemin ve babamın “Kızım döndüler mi bir yerden?” sorularına “Daha dönmediler ama birkaç yerden çok ümitliyim, onları bekliyorum.” diye cevaplar veriyor ama süre uzadıkça da dönmeyeceklerini anlıyordum.
Gelmemin üzerinden 5 ay geçmişti. Artık bizimkilerin beni iş bulamadığımı düşünmeye başladıklarını görüyordum; çünkü her konuşmanın sonu benim ne zaman iş bulacağıma varıyordu. Bir gün zaten stresli olan ben babama sert bir çıkış yaptım: “Ya sorup durmayın şunu artık, ben biliyor muyum ne zaman döneceklerini? Sizin gibi bekliyorum ben de. İşsiz kalacak değilim ya, iki bölüm bitirdim. Üstüme geleceğinize biraz sabretmeyi bilin!”
Baban bunun üzerine “İki bölüm bitirdim diyorsun diyorsun, hiçbir yerden dönen yok. Ben sana endüstri yaz dedim. Bak Selim Amca’nın kızı Vestel’de işe başlamış.  6 aydır burdasın, ses çıkarmadık.” dedi. Bunlar sadece dedikleriydi, bir de demedikleri vardı. Gitme vaktimin geldiğini anlamıştım.
O günden sonra iyi kötü demeden her türlü işe başvurmaya başladım. Koşullarına bakmıyordum bile. Tek derdim evden gitmekti. Geçici olarak çalışıp, sonra işimi değiştiririm diyordum. Yeter ki evde oturmayayım.
Başvurduğum pozisyonlar arasında “ilaç tanıtım elemanlığı” gibi yerler de vardı. Bunların birkaçından cevap geldi. Ankara’ya dönüş zamanı gelmişti. Aileme gideceğimi söyledim. Şartları arasında “lise mezunu olma”nın bulunduğu yani bırakın çift anadalı, üniversiteye gitmemi bile gerektirmeyecek bir iş bulmam tabii ki onları mutlu etmemişti. Geçici olarak bu işi yapacağımı söyleyip onları da ikna ettim.  Kimseye işimden bahsetmiyorlardı, “Ankara’ya iş görüşmelerine gidecek.” diyorlardı.
Ankara’da nerde kalacaktım? Asgari ücretim ev kirama ve geçimime yetmeyecekti. Aklıma Aslı geldi. Seneye mezun olacaktı ve 2 arkadaşıyla birlikte bir evde kalıyordu. En azından kirası uygun olan bir ev ya da yanında kalabileceğim bir arkadaş bulana kadar onda kalabileceğimi düşündüm. Aradım, bir hafta falan kalıp kalamayacağımı sordum. O da ev arkadaşlarına sordu, sorun değil demişler. Hemen ertesi gün, yani Cuma günü yola çıktım.
Ankara’yı özlemiştim, Bahçeli’yi, Tunalı’yı Kızılay’ı…. Hafta sonu Aslı ve onların arkadaşlarıyla, benim Ankara’da bulunan arkadaşlarımla, onunla bununla gezdik. Sonra pazartesi geldi, işe başladım. Bir taraftan işe alışmaya çalışıyor bir taraftan da kendime göre bir iş bakıyordum. Ama her defasında olumsuz cevap almak ve her firmanın iş tecrübesi istemesi beni çıldırtıyordu.
Aslı ve arkadaşları önce “komik kızmış yaa…” olan düşünceleri “ne zaman gidecekmiş yaa…”ya dönüşmüştü. Bunu hissedebiliyordum. Başta salonda gülmekten kırılıp geçtikleri esprileri artık soğuk bir gülümsemeyle karşılıyorlar, hemen odalarına çekiliyorlardı. Ben de salondaki tek kanepe üzerinde olan berbat yaşantıma devam ediyordum.
Aslı da arkadaşlarına mahcup oluyordu, iki aydır salonlarında kalan kişiden o da rahatsızdı ama her konuştuğumuzda asgari ücretle yaşamanın ne kadar zor olduğunu ve hala bir iş bulamadığımı ona anlattığım için bir şey diyemiyordu. Onlara da kızacak durumum yoktu, annem babam bile 6 ay sonra mırın kırın etmişlerdi.
Çıkmazda olduğumu görüyordum. Ailem de yine sürekli arayıp kendime göre iş bulup bulamadığımı soruyordu. Üzülüyordum ama bu defa iş bulacağım ümidi yoktu.
Bir gün her şeyi açıkladım: “Baba biyomedikal de genetik de geçeğin mesleği değilmiş, benki daha uzak bir geleceğin. 2013’ün değil, 2113’ün. Ben iş falan bulamıyorum, eğer 5 yıllık tecrübem olsa belki bir şansım olurdu ama mezun olur olmaz nasıl tecrübem olabilir ki… Artık burda da kalmıyorum, Aslı da arkadaşları da rahatsız. Ne yapıcam ben?!”
Babam, canım babam üzüldü. Bana liseyi bitirdiğimde daha hiç üniversiteye başlamadan yaptığı teklifi yineledi “Kızım gel bizim marketin başına geç, bak bizi bunca sene geçindirdi. Ben zaten senenin sonunda emekli oluyorum. İşletirsin, ilerde evlenince bakarsın şartlar değişir bırakırsın. Belki başka bir şey yaparsın.” Babam oldukça realistti. Eve döndüm. 2 senedir marketi süpermarket yapmaya çalışıyorum.
Dün Aslı aradı, eve ilk döndüğümde market işletme fikrimin şaka olduğunu düşünmüştü. Biraz konuştuk, ne yaptığımı sordu. “Süpermarket işletiyorum işte, aynı.”  dedim. Şaşırdı, güldü. “E niye okudun o kadar zor iki bölümü üniversitede?” dedi.  “Hiç, genel kültür.” dedim. “Hem burada konu komşuya iğne falan yapıyorum, bazen tansiyon ölçüyorum; faydam dokunuyor."

“Genel kültür…” dedi. Güldü. Ben de güldüm.

3 yorum:

  1. Ben de güldüm. Çift diplomam dolapta

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir çift de bu dolaptan sevgilerini iletiyor :)

      Sil
  2. Realist olmak lazımmış. Hayatın pek de umursamadığım acı gerçeklerinin yüzüme vurulduğunu hissettim.

    YanıtlaSil