O gün çok yoğun bir gündü. Üçümüzün de bin bir türlü işi vardı. Ben çakışan iki dersim olduğundan ilk saat birine ikinci saat diğerine gideyim düşünceleriyle asansöre doğru yürürken iki saftiriğimi mutfakta gördüm. "Ben derse gidiyorum, önce çatışma analizine sonra halk bilimine giricem." dedim. (Cümleyi söylerken bile tuhaflığı hissediliyordu ama o dönem bunları sorgulamayı bırakmıştım.)"Üff ne sıkışık zamanlar..." diye de ekledim. Fatoş "Biz iş bölümü yaptık, her şey hallolacak. Ben senin için derse gideyim, not alırım sana anlatırım." dedi ve yemeği karşıtırmayı bırakıp mutfak önlüğünü çıkarmaya yeltendi. Esma ise bir köşede İspanyolca kelimeler ezberlemeye çalışıyordu.
O anki iş bölümünün heyecanına kapılıp: "Tamam o zaman ben de yemeği yaparım." dedim. "Esma, sen niye İspanyolca çalışıyorsun ki?" diye sordum. O da Fatma'nın yarın İspanyolca sınavının olduğunu söyledi.
Evet, bence harika bir iş bölümü yapmıştık: Fatoş benim yerime derse gidiyor, ben Esma'nın yerine yemek yapıyorum ve Esma da Fatoş'un yerine hiç bilmediği ve okuması bile beceremediği bir dilin kelimelerini ezberliyordu. Üçümüz de çok mutluyduk.
...
Yetkisiz biri olarak yetkili birini gördüğümde engellenemez ve durdurulamaz şekilde kucak dolusu gülümsüyorum. Umut Sarıkaya sayesinde keşfettiğim özelliklerimden biri daha.
...
Akbank'ın bankacıların güven veren fotoğraflarını çekip altına "Sizin için buradayım." yazan reklamındaki bir bankacının resmine aşık olan "bi arkadaş" o fotoğraftakilerin o şubede çalıştığını öğrenince yıkılmıştı. 3 ay o fotoğrafın önünden geç ve o şehirden ayrılınca bu acı gerçekle karşılaş... E adı üstünde "Bizim için ORADA."
...
Bankacı deyince, hem erkek hem de kadın çalışanları için bakımlı görünme zorunlulukları varmış. Zaten bu erkekleri zorlamasan bir şey yapacakları yok. Hepsi için demeyeyim şimdi, yine bir arkadaşın "Elleri benden daha bakımlı, manikürlü falan..." dediği tipler de yok değil. Tabii abartmamak lazım. Oldu olacak "hangi renk oje sürelim"i tartışalım.
...
Türk dizisi izleyip "Yüksek İhtisas Hastanesi"ni "Yüksek İhtiras Hastanesi" olarak okuduğum güne lanet olsun.
...
Therion grubunu çok sevdiğim halde adının doğru okunuşunu bilmediğim için hiçbir zaman kendisinden kimseye bahsedemiyorum. Gizli gizli büyüttüğüm bir sevgi var içimde. Esma ve Fatoş'a değişik şekillerde telaffuz ederek söylüyorum. İki ihtimal var, ya beni dinlemiyorlar ya da dinleseler bile o grupla zerre ilgilenmiyorlar.
Bir defasında Fatoş, radyodan metalci bir çocuğa "Ben de rock müzik severim, mesela Manga ve Gece Yolcuları'nı çok beğeniyorum." demişti. O ilk ve son konuşmaları olmuştu. Ama ben Therion sevsem de onu Sivas'ın ilçelerini öğretmeye yönelik kullanılabilecek olan:
"Hem cilveli hem nazlıymış,
Can yakmaya havaslıymış,
Sordum sordum söylemedi,
Öğrendim ki Sivaslıymış"
diye başlayan ve Sivas kelimesinin yerine Zara, Divriği gibi Sivas'ın bütün ilçelerini bitene kadar koyan türküsüyle de sevmiştim.