Öznur: Kim, Fatoş mu?
X: Fatoş olarak adlandırmak ne kadar doğru olur bilemiyorum ama sanırım aynı kişiden bahsediyoruz, evet Fatma Çelik Hoca.
Öz: Ne yapmış ki bir başarısı olsa ben bilirdim daha doğrusu hemen kendisi söylerdi.
X: Daha ne yapsın? Bugüne kadar edebiyat tarihlerimizin yanlış yazdıkları bir bilgiyi düzeltti.
Öz: Bunu Fatoş mu yaptı?
X: 21.yy'da yaşamış şair Esemi var ya...
Öz: Bizim Esma mı ya? Bi dakika noldu ki şimdi bunlara?
X: O kadarını bilemem ama koca bir divanı vardır. El yazması edebiyat tarihlerinin çoğunda adı geçer.
Öz: Evet?
X: İşte o şair Esemi'nin bütün edebiyat tarihleri hiç renk sevmediğini sadece vizon rengi sevdiğini söylerler. Üstat, şair Esemi'nin vizon rengini sevmediğini ispat etti.
Öz: Bana sorsaydınız söylerdim zaten, tövbe yarabbim insana bir gülme geliyor :) Nasıl ispat etmiş peki?
X: Sizin bunu sormanız asıl gülünç olan. Halk neyse ama aydınlar da bu şekilde bilime karşı ilgisiz davranıyorlar. Üstat bu konuyla ilgili 600 sayfalık kitap yazdı.
Öz: İspat edebilmiş mi bari?
X: Hayır, böyle önemli bir konu bir ciltle ispat edilemez. Birinci cilt ancak meseleye giriş.
Öz: Hmm, hayırlısı cnm yaa :)
X: Birinci ciltte Esemi'nin vizon rengini sevmediğini söylüyor. Sonra artık ikinci ciltte mi olur, beşinci ciltte mi, orada da şair Esemi'nin başka renkleri sevdiğini söylüyor.
Öz: O zamana kadar üstat Fatoş ölür ki...
X: Allah gecinden versin, o zaman da kaldığı yerden başka bilginler çalışmaya devam ederler.
Öz: Peki, şair Esemi vizon rengini sevmiyor da hangi rengi seviyor?
X: İşte edebiyat tarihini aydınlatan da esas nokta da bu. Esemi vizon rengini değil de sarı ve mavi rengi seviyor. Zamanında şair Esemi'nin attığı bir tweetten dolayı yanılmış tüm edebiyat tarihçileri.Üstat ise onun ve arkadaşlarının bir blogunu keşfetmiş. Bu blogda bir şiirinde demiş ki:
"Ne gözlerin durdurabilir seni
Ne de solup giden sarı ve mavi"
Bu dizelerinde sarı ve mavi rengi kullanması tesadüfi değil, renklere özel anlamlar atfetmiş. İnsan sevmediği nesnelere özel anlamlar yüklemez kaldı ki bahsi geçen şair Esemi.
Öz: Bunu bir iki satırla açıklayamaz mıydı?
X: Eğer bir satırla açıklasaydı senden benden ne farkı kalırdı? Bilgin demek herkesin bildiği şeyleri hiç kimsenin bilemeyeceği şekilde yazabilen beş kelimeyi beş yüz sayfa uzatabilen adam demektir. Bir bilginle bir bilgisizin ayrımı işte budur. Yani Fatma Hoca'nın neden üstat olduğu senin ise neden Öznur olduğunu anlamışsındır umarım.
Öz: Yaa, sonuçta ben de Avrupa uzmanı olarak TRT radyosunda 7 dakika 3 saniye İskoçya referandumunu değerlendirdim.
X: Bilmem, doğrudur. Sonuçta bir aralar oturan pervane de olmuştun. Biz daha çok Power FM dinliyoruz.
Öz: Iyy Fatoş yeter ya ağlatacaksın beni
Fat: ehehehe zamanında Firdevs Hoca demişti edebiyata hiç bulaşmayın diye
Es: Kızlaaar hadi gelin yiyecekseniz yiyin, yok yemiyorsanız kaldıracam sofrayı.
Öz, Fat: Küt, pat, çatal bıçak sesi, çatal bıçak sesi, lıkır lıkırr, gggaaaarrrkkk, o değil de çok lezzetli olmuş be...

Evet sevgili okurlar, güldürürken düşündüren, düşündürürken hiçbir şey öğretmeyen blogumuzda yazarınız ben Fatoş, Ahmet Mithat-vari sizleri karanlık dünyanızdan çıkarıp ufkunuzu aydınlatacağım. Yukarıda resimde görmüş olduğunuz, belki cahillik yapıp okuyamamışsınızdır diye düşündüm, "ya kebikeç" yazıyor. Kebikeç, asırlarca benim gibi müstensihler tarafından kullanılan efsane bir koruyucudur. Kitap kurtlarının efendisi olur kendisi. Esemi'nin şiirini güvelerden koruyacak, Tılsımlı bir kelime ya o açıdan.
*Meraklısına not: Biz her zamanki gibi kısır yemiyorduk. Çok lezzetli, bir dilimi karın doyuran börek, böyleee çok lezzetli tavuk salatası ama aşırı lezzetli, patlıcan biber kızartması falan, misss
Bu leziz yemeklerden siz de yemek ister misiniz? Cevabınız evet ise ücretsiz mail hattım fatmacelikftm@gmail.com'a mail atın yaklaşık 5 saat içinde siparişiniz kapınıza gelsin. (yemekleri özenle yaptığından ve çeşitli şeyler eklediğinden biraz yemeklerin hazırlanması zaman alıyor)
*Hamilelere ve bebek emziren hanım kardeşlerimize ücretsiz kargo ile.
Fatma Çe.
