5 Ocak 2013 Cumartesi

Türk'ün Sasyal Medya ile İmtihanı

Sosyal medyanın hayatımızda önemli bir yer kaplaması, hatta internette yaşayan bir kitlenin bile olması millet olarak sosyal medya işine alıştığımızın bir göstergesi. Tabii her şey o kadar kolay, teknolojik, amacı doğrultusunda olmuyor. İki sosyal paylaşım sitesinde de oldukça önemli bir yere sahip olan milletimizin kullanıcı profiline şöyle bir baktım ve analiz etmeye çalıştım.

Öncelikle gelelim Twitter’a. Twitter’daki yurdum kullanıcılarını iki kategoriye ayırıyorum: Melih Gökçek ve diğerleri. Evet, evet; bu kadar basit bir sınıflandırma. Bu arada sayın başkanım vallahi size herhangi bir hakaret, ima, gönderme vs. yok. Ben Twitter’ı etkin bir şekilde kullanmanıza karşı değilim bilakis destekliyorum da. Hem sizi ve Ankara’yı ne kadar çok sevdiğimi bilirsiniz. Belediyenizin hizmetleri çok güzel. Ben en çok 339 nolu Ego otobüsünüzü beğeniyorum şahsen. (Ama kartlı olanını değil, paralı olanını.) Güzel Ankaramızda ışığın ve suyun dansının ulaşmadığı yer kalmadı gibi. O Gençlik Parkı, o Dikmen Vadisi… Elinizden gelse deniz getireceksiniz. Neyse başkanım, artık dava açmazsınız herhalde. Saygılar...

Bu kısa açıklamadan sonra gelelim diğer sosyal paylaşım sitesi olan Facebook’a. Facebook’da daha çeşitli bir sınıflandırma söz konusu. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

Sevimsiz Uzak Akraba: Genellikle +40 yaşında olup, sizin bir şekilde gözlendiğinizi hissettiren kimselerdir. Teknolojiyle geç tanıştıklarından buraların da kurallarını bilmezler. Duvarınıza: ÖZNUR KIZIM NASILSIN? DERSLERİN İYİ Mİ? ANNEN-BABAN NASILLAR? HEPSİNE SELAM SÖYLE. BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM.” tarzında yazılar yazabilirler. Bunu fotoğrafınızın altına yorum olarak da yazabilirler. Silseniz ayıp olur, silmeseniz tuhaf. Ne bileyim, zor iş. Arada bir katlanacaksınız artık. -Bari caps lock’u kapatın ama yaaa!-

Facebook Ergeni: Facebook’ta 12-18 yaş arası grubun tüm üyeleri olmasa da birçoğu bu gruba girer. Bu kişiler ya kuzendir, ya arkadaşın kardeşidir, ya bilmem ne hanımların kızları/oğullarıdır ama bir şekilde arkadaş listenize girmeyi başarmışlardır. Genellikle “SuSKnLuqM aSaLeTiMdEnDr.” “KoPtuq yea” tarzında paylaşımlarıyla psikolojinizi bozacak bu tiplerin gönderileri için bir süre sonra “Bu kişinin gönderilerini ana sayfamda gizle.” seçeneğine tıklamak zorunda kalacaksınız. Genç nüfusa sahip olmamızın dezavantajı, bir bitmediler gittiler.

Facebook Kırosu: Çok elit bir çevreden gelmeyen herkesin arkadaş listesinde birkaç tane olan Facebook kırosu, hayattan bezdirir. Doğan Slx (ama modifiye) önünde çektirilmiş fotoğraflar, ilginç bir saç şekliyle kendilerini hemen belli eden bu tiplerin “Biz adam olana değer veririz.” tarzındaki paylaşımları da ana sayfadan gizlenmeye mahkumdur.

Dindar Orta Yaşlı: Facebook’u başkaları için faydalı gördükleri amaçlarla kullanmak isteyen orta yaşlı ve biraz dindar olan kimseler de üyesi oldukları “Gönül Sofrası, Rahmet Pınarı” “Mevlana’dan Altın Öğütler” “Her Güne Bir Dua” türünden grupların üzerinden özlü sözler yazan fotoğraflarını paylaşırlar. Bir de her cuma “Cumanız mübarek olsun.” fotoğrafı paylaşırlar. Bu kişilerden de herkesin listesinde belki uzak akraba olarak, belki anne-babanın arkadaşı olarak birkaç kişi vardır.

Facebook Ulusalcısı: Üniversitede bile hala görebildiğimiz bu tipler, Facebook’ta da peşimizi bırakmazlar. Mottoları “Ülkeyi satıyorlar pis Amerikan uşakları!” olan bu grup “Atatürk olmasaydı baban kimdi bilemezdin.” temalı şiiri de ayda bir paylaşırlar. Ülkemizin bor kaynaklarından dem vurup “Tayyip” ile başlayan hakaret içerikli cümleler kurarlar. Haklarında söyleyecek fazla sözüm yok, zaten aşinasınız; yine diyorum ki: Bir bitmediniz gittiniz!

Duyarlı Gen Kız: Bu hanım kızımız yufka yürekli, naif, olaylara duyarlıdır. 20’li yaşlardadır. Aman kapınızın önüne bir tas su koyun, köpekler susuz kalmasın, lütfen evsiz görünce şu numarayı arayın, sakız atmayın kuşlar ekmek sanıyor, doğayı koruyun, yeşili sevin türünde paylaşımları vardır. Yani tamam güzel şeyler bunlar ama… neyse. Bunlara laf etmiyorum, devam et duyarlı genç kız. Ama lütfen profil resmin onlara kedi, köpek, çiçek, böcek, duyarlı olmaya çağıran afiş falan koyma, içim kıyıldı.

Sevimsiz Oyun Düşkünü: Bu türde din, dil, ırk, cinsiyet, yaş fark etmeksizin her kesimden insan var ve hepsi birbirinden sinir bozucu. Onlara sözüm; yapmayın, etmeyin. Milletin asabını bozmayın. Bilmem kim sana Farmville’den istek gönderdi’lere “Yoksay” demekten ben bıktım; siz oynamaktan da istek göndermekten de bıkmadınız. Sevmiyorum sizi. Gidin. Bir de her uygulamaya üye oluyorsunuz, o uygulamalar duvarımıza “iphone kazanmak ister misin? Ben oynadım, kazandım. Sen de oyna!” tarzında şeyler yazıyor sizin adınıza. Ben şahsen doğrudan “Arkadaşlıktan çıkar.” tuşuna basıyorum, herkese de tavsiye ederim.

Gizemli Facebook Arkadaşı: Bu tür kişiler herkesin listesinde mevcut olup, nerden tanıdığınızı, nasıl arkadaş olduğunuzu bir türlü hatırlamazsınız. Son derece ortalama insanlardır. İsimleri de çok ortalama, her yerde karşınıza çıkabilecek isimler olduğundan “Tanışmışımdır bir yerde, silsem şimdi ayıp olur.” dersiniz ve silemezsiniz. Merve Yılmaz’dır mesela adı 2 ortak arkadaş vardır, onlar da tanımazlar; bazen o ortak arkadaşları da tanımazsınız. Kendine ait bilgilerinde “Ankara’da yaşıyor.”dan başka bilgi bulunmadığından tahmin de yürütemezsiniz. Selam olsun sana gizemli Facebook arkadaşı. Bir gün seni silip rahat edeceğiz.

Kurum-Kuruluşlar: Her kurum ve kuruluş kendine ait bir sayfa ya da bir grup oluşturabilir ama bazıları var ki doğrudan hesap açmayı tercih ediyor. Ben şahsen oldukça mesafeliyim bunlara, hesabı kimin kullandığını bilmiyorum mesela. Facebook’taki bilgilerimi ele geçirecek korkusu/paranoyaklığı değil zaten nereli olduğum hangi üniversiteye falan gittiğim yazıyor ama tuhaf geliyor bana.
Mesela “Öznur Söğütözü Büfe ile arkadaş oldu.” tuhaf değil mi? –Ama tabii bunun arkasındaki girişimci abiyi biliyoruz.- Bir de yazışıyorsunuz mesela:

-Selam abi, nasılsınız?
-Selam Öznur, iyiyim sağ ol siz nasılsınız?
-Biz de iyiyiz abi, yaa ekmek var mı diye soracaktık…
 Söğütözü yazıyor…
-Var var, gelin. Ekmekten başka bir şey de almıyorsunuz :D
-Evet abi yaa, ama bi gün alıcaz :)
 ….
-Fatma Face’ten sordum, varmış ekmek, git al.
-Üfff, niye hep ben gidiyorum yaaa?
-Bi defa da mızmızlanma, gitmişken çikolata da al da birer tane; abiye ayıp oluyo hep ekmek alıyoruz cidden. Sigara falan da kullanmıyoruz ki, büfeden ne alınır? Sakız da al, sakız.
-Üff yaaa… Git-miy-cemmm…
-Esma’ya söylerim mızmızlandığını, seni darlar bak.
-Tamam tamam gidiyorum.

 Facebook Komiği: Sayfasına arada bir girilip bakılan, 20’li yaşlardaki komiktir. Espriler paylaşır (Bazen iğrenç, bazen güzel.) Karikatür sayfalarına üyedir. Dünya yansa bunun umrunda değildir. (Bu kısmı sinir bozar.) Arkadaşları ile birbirini "gömmek" pahasına espriler yaparlar. Duvarlarındaki muhabbetler gülümsenerek okunur, geçilir. Fazla yüz vermeye gelmez, sizin üzerinizden de espri yapmaya kalkar.

Bitirirken “Gerçek kişi ve kurumlarla hiçbir ilgisi yoktur.” deyip kurtarmalı mıyım acaba durumu?(Artık arkadaş listemi gizlemeliyim sanırım.)Tamamı kendi arkadaşlarımla ilgili değil, vallahi, genel gözlemler bunlar. Sevgili Facebook arkadaşlarım, sizleri çok seviyorum. Hepiniz benim bebeklerimsizniz.

5 yorum:

  1. Diyalog sırıtmış. Yazının "genel ciddiyetiyle" örtüşmüyor :P

    YanıtlaSil
  2. sen iyice sosyolog oldun başımıza:)

    YanıtlaSil
  3. Takıldığım nokta: Niye her şeyi ben yapıyorum ya :)

    YanıtlaSil